Edebiyatta deneme kavramını ilk kullanan Montaigne (1533-1591) olmuştur.
Kendisinden önce başkaları da benzer yazılar yazmıştır ama o, kendisini ve dolayısıyla bir birey olan insanı anlatırken Yunan ve Latin klasiklerinden edindiği engin kültürel birikimi ile çeşitli konulardaki düşüncelerini aktarmıştır.
1572'den ölümüne kadar Montaigne yaşamını Denemeler' e adamıştır. Yalnızca Denemeler' i yazmak için yaşamıştır denilebilir. Başka bir kitabı olmayan Montaigne'in başka bir yaşam serüveni de yoktur. O “Benim kitabımı yaptığım kadar kitabım beni yaptı.” der.
Onun, “Kendisini Tanı” İlkesinin tüm bir ömre uygulanması olan Denemeler (“Les Essais”) 1580 - 1595 adını verdiği yazıları, hem türün adı olmuş hem de 1603'te İngilizceye çevrilmesinden sonra dünyaya yayılarak benzer türdeki yazıların da yazılmasına ve yayınlanmasına yol açmıştır.
Kendine dönük gözlemler, cana yakınlığı, merakı ve kuşkuculuğuyla Montaigne, Rönesans düşüncesinin yılmaz bir savunucusudur. Bu yaygınlaşmanın nedeni ise toplumsal değişim sürecinde yatmaktadır. Çünkü Montaigne, Avrupa'da Rönesans'la gelen yeni yaşam ve dünya anlayışının temsilcisi olan bir yazardır.
Deneme türünün böylesine gelişmesi Rönesans'ın toplumsal değişimdeki katkısının bir sonucundan başka bir şey değildir. Montaigne'in kendisi, dolayısıyla, insanı, bireyi anlatması
bu nedenledir. Kişisellik, bireyin özgürlüğü yeni yeni oluşan, yeni değerler getiren, eski yaşamı değiştirmek isteyen burjuvazinin temel ilkelerindendir. İktidarı aristokrasinin elinden alacak olan sınıfın, kendi değerlerini, kendi kültürünü, oluşturması zorunluydu ve bu değerlerin, bu kültürün oluşturulma görevini yüklenen yazın türü deneme olmuştur. Tarih içinde burjuvazinin yükselmesi ile denemenin yükselmesinin aynı döneme denk düşmesi de bunu göstermektedir.
Pascal, “Denemeler 'de gördüğüm her şeyi Montaigne'de değil kendinde buluyorum.” Derken, Montesquieu, “ Yazarların çoğunda yazan adamı görüyorum, Montaigne'de ise düşünen adamı.” der.
Sabahattin Eyüboğlu, deneme türünün kurucusu, öncüsü ve en büyük temsilcisi olan Montaigne için, çevirisini yaptığı Denemeler' in çeşitli tarihlerde yazdığı önsözlerinde şunları söyler: “…Yeni Avrupa'nın ana kaynaklarından biri olan bu büyük düşünce kaynağının, bize Avrupa'dan gelen her kitapta biraz payı vardır. Yeni düşünce, insan bilincinin insanı ve doğayı serbestçe tanımak çabası ise, Montaigne, bu çabanın büyük hamlesidir. (1940)…
‘…Montaigne kent hayatından kaçmış, Denemeler' i keyfi için yazmış, onu okuyanların imanını sarsmıştır: fakat bunu öyle bir zamanda yapmıştır ki, insanın oturup serbestçe düşünmesi işlerin en gücü, kendi keyfi için yazı yazmak, gerçeği bulup göstermenin belki tek yolu; insanların ruhlarındaki iman yıkılması da, değişmesi gereken cinsten bir imandı. Montaigne hep kendini anlatıyordu; ama kendini anlatırken insan düşüncesini yeni bir yola sokuyor, köhne inanışları, doğaya, akla aykırı alışkanlıkları, safsataları baltalıyor, dünya sevgisine, müspet düşünüşe, gerçekçi edebiyata yol açıyordu. Bir insanda bütün insanların meseleleri bulunduğuna inandığı için, kendini anlatırken yalnız kendi düşünmüş olmuyordu. Kendini değil de başkalarını anlatmış olsaydı, Denemeler' de yine aynı düşünceler, aynı duygular olacaktı. Onun zamanında kendini, insanlığı ve doğayı keşfe çıkmak cüret, iman ve çaba isteyen işti… Denemeler' i okuyan şu iki dersi alamamazlık edemez: Doğanın istediği gibi düşün ve yaşa; hiçbir kitabın, hiçbir dogmanın kölesi olma. Aldanmıyorsam Batı Kültürünün Montaigne'den bugüne kadarki gelişmesi genel olarak bu iki derse sadık kalmıştır. (1950)…
“…Montaigne Avrupa'ya serbest düşünmesini öğretmiş olan adamdır, demek fazla büyük söylemektir, ama böyle bir söz olsa olsa Montaigne için söylenebilir. On altıncı yüzyılda serbest düşünmek, babadan kalma, donmuş su götürmez düşünce kalıplarını zorlamak, başka türlüsünü düşünmeyi kimsenin göze alamadığı inanışların doğruluğundan şüphe etmek, hastalıklardan dinlere, adetlerden kanunlara kadar insan hayatının her yönü üzerinde kendi aklının ışığıyla yeni baştan fikir yürütmekti. Buysa o zaman, tek başına Amerika'yı keşfetmek gibi bir işti. Gerçi Rönesans Avrupa'sında bu iş artık olanaksızlıktan çıkmış, okuryazarlar bir yandan dünyanın bir yandan da Yunan ve Latinlerden daha iyi tanınmasıyla insanoğlunun türlü türlü düşünmesi olanağı bulunduğunu öğrenmiş, yer yer, zaman zaman hocadan izinsiz düşünme denemelerine başlamışlardı. Fakat bütün hayatını bu denemelere hasreden, kendini serbest düşüncenin deney tahtası haline getiren ilk adam Montaigne oldu… Denemeler, adım başında başkalarından alınmış sözlerle doludur. Fakat bu sözlerin ne kadar benimsenmiş, ne kadar yaşanmış olduğunu göreceksiniz. Bilgiçlik taslayanlar bile başkalarından bu kadar bol söz getirmedikleri halde Montaigne'in bilgiçlik tasladığı hiçbir okurun aklından geçmez. Bilgiçlerin ilk ve amansız düşmanı da o değil midir zaten? Montaigne'in Avrupalılara öğrettiği önemli yollardan biri de kendi düşüncemizi başkalarının düşünceleriyle zenginleştirmesini bilme yoludur. İnsan Denemeler' i okurken derelerin ırmakta, çiçeklerin balda erimesine benzer bir düşünce kaynaşması, yoğrulması görür gibi olur. (1952)…
“…Montaigne'in bir tek insanda bütün insanlığı dile getirmesi, kimseye benzemeden herkes olması, dünya ile bağdaşıp kendine özgü kalması şüphesiz biraz da hatta çoklu da, eşsiz, diri, kıvra, tadına doyulmaz dili, düşüncesiyle teklifsizce sarmaş dolaş olan söyleşisidir…
Denemeler 'in her satırında Montaigne babacan bir eda ile hep ‘Serbest düşün rahat söyle' der gibidir… Bir tek insan bütün insanlık serüvenini taşıyor bu (Denemeler' de). Bir tek insan hep kendisi kalarak, en değişik, kendinden uzak insan hallerine girip çıkıyor; insanların yarattığı tanrıların hiçbirini küçümsemeden, ama hiçbirine bağlanmadan bütün inançları süzüyor merakla… Kitaplığının penceresinden hiç alay ederek değil, ama hep gülümseyerek seyrediyor alaca bulaca dünyamızı, solukları tükenen, sorunları tükenmeyen insanları, kaşlarını çatarak baktığı kişiler yalnzı kendi inançları ve çıkarları için başkalarını asıp kesenler, bir de kendilerini bilmeden bilgin geçinenler, ders almasını bilmeden ders verenler. Yalnız onlardan söz ederken tutamıyor öfkesini, hoşgörürlüğünü onlardan esirgiyor yalnız. (1970)…
Montaigne'den sonra gelen İngiliz Francis Bacon (1561 -1626) da türün önemli örneklerini vermiş deneme türü 17. yüzyıl sonundan başlayarak yaygınlaşmıştır.
Bacon, insanlık tarihinde yeni bir çağı başlatmış olan Rönesans'ın etkileriyle Ortaçağ dünya görüşünün temelini oluşturan skolastik felsefenin ve kilisenin egemenliğinin sarsılmasının, feodalite düzeninin yıkılmasının burjuvazinin ortaya çıkmasının İngiliz toplumsal yaşamını değiştirmeye başladığı dönemin yazarıdır.
İngiliz tarihinin çelişkilerle,çatışmalarla, değişimlerle, yeniliklerle dolu olan bu döneminin yazarı olan Bacon, 16. yüzyıl sonlarında (1597) yayımladığı ve insanın dünya işleri arasındaki tutumuyla sağduyu konularına ağırlık veren ilk on denemesinden sonra dünyanın ve yaşamın gidişi üzerine birtakım gerçeklere dikkat çeken, sağduyulu ve bilgece düşünceleriyle dolu olan denemelerini 1612'de yayımlar.
Denemelerinde olanla olması gerekeni ve ikisinin de iyi ve kötü yanlarını gösteren Bacon son kararı okura bırakır. Amacı duygularını dile getirmek değildir. İmgelerle denemelerini zenginleştiren, etkili kılan, yoğunlaştıran, derinleştiren Bacon, nesnel yaklaşımlarıyla tanınır. İnsanı iyiyle kötünün karışımı olarak gören Bacon, onu böyle kabullenir. “Gerçeğin ayık bir kafayla bıkmadan usanmadan araştırılması, onun denemelerinin en yüce, en kalıcı temel öğesidir.” Diyor Akşit Göktürk.
Daha sonra Emerson,Charles Baudelaire, Alain, Andre, Gide, Paul Valery,
Thomas Mann, Rainer, Maria Rilke, Herman Hesse, Ortega Y Gasset, T. S. Eliot, Henry Miller, Aldous Huxley, Jean-Paul Sartre, Simone de Beauvoir, Albert Camus, Louis Aragon, Antonio Gramsci, Max Jacop, Bertrand Russel, Vercors gibi ustalarının yetişmesiyle deneme türü dünyada yaygınlaşır.
Deneme, günümüzde tüm yazın türlerinin beslendiği gibi bir kaynaktır.
16. yüzyılda Montaigne'le birlikte adı konulan deneme bu tür dört yüzyıl boyunca bir yandan kendini geliştirirken, öte yandan edebiyatın öteki düzyazı ürünlerini de denemenin kışkırtıcılığıyla, etkisiyle kendilerini güçlendirdiler, zenginleştirdiler.
Yine günümüzde, adına medya denilen iletişim araçlarının doağanüstü gelişmesiyle birlikte yazı organlarının (dergilerin, gazetelerin) gücünün azalması ve görselliğinin öne çıkmasıyla tüm yazın türleri gibi denemenin gücünün azaldığı bir gerçektir. Bu gerçekliğe karşın insanın kendini koruması gibi denemenin de kendini koruyacağı, aşacağı, yaşamdan ve insandan kaynaklanan özüyle kendini yeniden üreteceği, üretme zorunda olduğu da onun doğasından kaynaklanır.
Doğurganlığı, işlediği alan zenginliği, esnekliği, kuşkuculuğu, anlam arayıcılığı, her şeyi araştırıcılığı, gerçekliği çözümleyiciliği ile deneme 21. yüzyılın da temel yazı türlerinden biri olacak gibi görünüyor.