Atasözü, toplumun yüzyıllardır verdiği deneme, düşünce ve özleminden doğmuş; kurallaşmış, kalıplaşmış; her yerde, her zaman doğru olanı söyleyen ve hüküm bildiren özlü sözlerdir.
Atasözü, genellikle öz anlamının dışında mecazi anlamdadır: “biri yer bir bakar, kıyamet ondan kopar” gibi. Çok olmamakla birlikte mecazsız atasözü de vardır. “bugünün işini yarına bırakma” gibi.
Atasözünü deyimle karıştırmamalıdır. Atasözü bir hüküm bildirir, değişmez bir konuyu söyler. Deyimse bir durum bildirir, bir kavram belirtir, kesinkes değildir. “Et tırnaktan ayrılmaz” bir atasözüdür., bir hüküm bildirmekte, bir doğruyu belirtmektedir. “Et tırnak olmak” ise bir deyimdir, “çok yakın ilgi kurmak” anlamındadır. “Bol bol yiyen, bel bel bakar”
yine atasözüdür. “bel bel bakmak” ise deyimdir.
Bir atasözü, bir toplumun görüşünü, özlemini, yaşantısını, değer yargılarını yansıttığına göre; toplumun büyük bir bölümünün çıkarına ters düşen, ancak küçük bir bölümünün işine gelen bir düşünceyi öğütleyemez. Öğütlerse atasözü olmaz.
Atasözleri halkın birlikte yarattığı bir sanat ürünüdür. Gereken anlam, gereken biçim yönünden işlenmiş, gelişmiş düzyazı; çoğunlukla mecaz, cinas, istiare, kinaye sanatlarıyla bezenmiş, ölçülü ve kafiyeli mısralar, beyitler halindedir.
Genellikle halk şairleri atasözlerini, şiirlerinde bol bol kullanmışlardır. Kimi aynen almış, kimi anlamına dokunmadan biçimini biraz bozmuş, kimi de anlamı başka sözcüklerle ifade etmiştir.
ATASÖZLERİMİZDEN ÖRNEKLER :
Acı patlıcanı kırağı çalmaz.
Pek değerli olmayanlara zarar gelmez anlamında, şaka yollu söylenir.
Acıkmış kudurmuştan beterdir.
Aç insanın her şeyi yapabileceğini anlatır.
Aç kurt aslana saldırır.
Aç insan kızgındır, öfkelidir, yakar yıkar. Fazla düşünmez, büyük-küçük demez, yasalar onu engelleyemez.
Adamın iyisi alışverişte belli olur
Para, insanın duygu ve düşüncelerini, davranışlarını, ahlak anlayışını tartan, ortaya çıkaran iyi bir ölçektir.
Ağır kazan geç kaynar
Aklı başında olan insan tez öfkelenmez
Armut dalının dibine düşer
İnsan önce yakınlarını düşünür.
At binenin (iş bilenin) kılıç kuşananın
Bir şeye sahip olma hakkı, ancak o şeyi en iyi hak edenindir anlamında söylenir.
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı (hakkı) vardır.
Birinden küçük de olsa bir iyilik görüldüğünde unutmamayı öğütler.
Bir müsibet bin nasihattan yeğdir.
Bir insana en iyi dersi, başına gelen felaket verir.
Çok mal haramsız, çok laf yalansız olmaz.
Belli ve normal ölçüler içinde çok para kazanmak zordur. Bu yüzden çok kimse çok kazanmak için yasa dışına çıkar; gereğinden fazla konuşanların yalan söylemek zorunda kaldığı gibi.
Davul dengi dengine diye çalar
Dostlukta arkadaşlıkta evlilikte kişiler her bakımdan denk olmalılar, anlaşabilmeliler. Yoksa ilişki uzun sürmez bozulur.
El elin eşeğini türkü çağırarak arar
Başkası için yapılan işin candan yapılmadığını anlatır.
İt ürür kervan yürür
Şunun bunun iyi niyetli olmayan yaygaralarına aldırmadan doğru bilinen yolda yürümeye devam edilmesi gerektiğini anlatır.
Katıra “baban kim?” demişler, “dayım at” demiş.
Kendine güveni olmayan kimse, olduğu gibi görünmek yerine iyi yanlarıyla tanınmak ister.
Leyleğin ömrü laklakla geçer
Boş yere konuşan, olumlu bir iş yapmayan kimseler için söylenir.
Mızrak çuvala sığmaz
Kimi gerçeklerin gizli tutulamayacağını anlatır.
Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli
Elde edilen başarı insanı şımartmamalı, çünkü başarının devam edip etmeyeceği bilinmez.
Öküz öldü, ortaklık bozuldu.
Dostluk yada bir yakınlık maddi bir çıkarla kurulmuşsa, maddi çıkarın bozulmasıyla ilişkinin sona ereceği anlatılır.
Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
Kötü başlayan bir işin sonucunun da kötü olacağı endişesini belirtir.
Testiyi kıran da bir, getiren de
Yapılan iyiliğin, bir işe kendini adarcasına yapılan çalışmanın karşılıksız; yapılan kötülüğün, bir iş yaparken kaytarmanın çok kez cezasız kaldığını anlatır.
Zırva tevil götürmez
Saçma bir fikri, başka bir anlam vererek savunmak isteyenler için söylenir.
Kaynak : ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ Aydın Su