ŞUBAT 2008 / Sayı : 5
Anasayfa Eski Sayılar Linkler Beyaz Atölye İletişim

BEYAZ ATÖLYE

ARKADAŞ MI ? DOST MU ?
 
NİMET TEVETOĞLU
 

Çocukluğumda en büyük hayalim, bir arkadaşımın olmasıydı. Onunla gezeceğim yerlerin, seyredeceğim filmlerin, birlikte yapacağımız yaramazlıkların bile hayalini kurardım. O benim yüzü, cinsiyeti, adı sanı belirsiz hayal kahramanımdı.
Beraber büyüyecek, beraber yaşlanacaktık.

Zamanla iyi arkadaşlıklar kurdum, güldük, eğlendik, şımardık, yedik, içtik, hayatla ve kendimizle dalga geçtik.
Tamam!  “Aradığımı buldum işte” dedim. Ölüm ayırana kadar beraberiz.
Öyle ya başka kimlerle bu kadar eğlenebilirdim ki? Ne ben onları bırakırdım, ne onlar beni.
Ta ki, bir gün yanlarında kendimi çok yabancı, yalnız, onlara benzemediğimi anlamama kadar sürdü bu duygular. Arkadaşlığın sadece gülmek olmadığını anladım. Kalabalık içinde de, insanın tek başına çaresiz kalabildiğini ve bunun da inanılmaz acılar verebildiğini, herkesin kendini düşündüğünü, pek de değerimin  olmadığını anladım.
Aman Allah’ım dedim. Yine mi?

Bu acıların daha ufak çaplı olanlarını geçmişte de az da olsa tatmıştım.
Bu olay ortaokulda da başıma gelmişti, lisede de. Tam artık büyüdüm, kişiliğim oturdu,  duygularımdan eminim dediğim anda olacak iş miydi bu?
Yine başaramamıştım. Ama hata hiçbirimizde değildi. Bu büyük zaman zarfında biz tamamen tesadüfler sonucu, belli şartlar altında bir araya gelmiş bireylerdik. Farklı kültürlerde yetişmiş, farklı karakterlerde olan ve büyümeye çalışan bizler yalnızca bulunduğumuz ortamı, zamanı o çocuksu ve saf duygularla çok iyi değerlendirmişiz.
Benim istediğim bu değildi. Boş günlerimi dolduracak, bir iki kahkaha atabildiğim,
masada öylece oturup yemek yediğim, devamlı kilolardan, tele voleden bahsettiğimiz
yüzeysel bir arkadaşlık, ahbaplık aramıyordum 
Arkadaştan da öte, daha üstün duygular arıyordum.
Elinde fenerle iyi ve dürüst adam arayan filozof "Diyojen" misali, bende elimde fenerle
kendime bir yoldaş, dost arıyordum.

Ben dostumla;  saatlerce oturup konuşmayı, sohbet etmeyi, bilgileri paylaşmayı, birbirimizin fikirlerine saygı duymayı, beraber hareket etmeyi, kavga edip bağırıp çağırmayı istiyorum. Sessizliği paylaşmak istiyorum. Birbirimizi her zaman koruyacağımız, gözü kapalı güvenebileceğimiz, yanında huzur bulacağım, sevgi ve anlayışımızı eksik etmeyeceğimiz yaren arıyorum.

Koluna girip gururla herkese - işte benim dostum bu demek istiyorum.
İhtiyarladığımızda kırışık yüzlerle, dökülmüş dişlerle ve titreyen bacaklarla, hâlâ sohbet etmek istiyorum. Beni benden daha çok düşünecek, hiçbir zaman kötülüğümü istemeyecek, beni ben olarak kabul edecek değiştirmeye çalışmayacak yoldaş istiyorum.

 “Benim bir dostum var demek” istiyorum.

Dostunu bulabildin mi?  diye soracak olursanız cevabım
- O da bende gizli kalsın