AYDIN GÜVEN
Saf kelimesinin Türkçede birden fazla anlamı var; aynı zamanda arı, katışıksız, başka bir tabirle “bozulmamış” anlamına gelir. Saf kelimesi mecaz anlamda kurnaz olmayan kişiler için de söylenir.
Ben her insanın özünde saflık olduğuna inanırım. Günümüzde sıkça göremesek de, herkesin her zaman öyle kalmasını da çok isterdim. Çünkü “insan” denince aklıma; önce saf bir tarafı olan, bu saflığın yani bozulmamışlığın şefkatini daima içinde koruyan, iyi niyetli, adaletli, aynı zamanda güçlü kişilikler ve örnek karakterler gelir.
Bir insanın çocukluktan çıkıp büyümesi ve hayat mücadelesine girmesi ile başlayan sürecin (bir anlamda karmaşanın) içimizdeki romantizmi ve saflığı zaman içinde eritip yok etmesi ne kadar acıdır. Yalnız çocuklara ve çocuksu duygulara mı aittir saflık ve masumiyet ? Yetişkinlere yakışmaz mı bu duygular ?
Saflık ve saf olma durumunun içinde hiçbir art niyet bulunmaz. Bana göre saflık insancadır ve insana çok yakışır. Saf olma hali, saflığa bugünkü bakış açısı gibi kınanacak veya alay konusu olacak bir durum olmaması gerekirdi.
Saf düşüncenin içinde insana özgü bir mizah vardır. Safça sorulan sorulara zaman zaman güleriz; bu o kadar insancadır ki, biri saflığını anlattığında hemen onu dinleyenler kendi saflıklarını anlata anlata bitiremezler. Saf olma durumu kimseyi utandırmamalı, aksine saflığın insan doğasında olduğunu unutmadan, adeta bir öz karakter olarak algılanıp özümsenmeli.
Uyanık olmak da, aklı başında ve dikkatli olmanın dışında başka türlü algılanmaya başlandı günümüzde. Uyanıklık = akıllılık, saflık ise aptallıktır gibi bir düşünce, neredeyse toplumda herkes tarafından benimsendi.
Uyanıklık başka bir şeydir, saf kalabilmek bambaşkadır. İnsan hem uyanık olup hem de bahsettiğim anlamda bozulmadan “safça” (iyi niyetli) yaşayabilir pekâlâ.
İnsan insana baktığında, göz göze geldiğinde, korkmadan şüphe duymadan yaklaşabilmektir saflık. Kollarını açıp, gözlerini kapayıp sımsıkı sarılabilmektir.
Saflık olmazsa gerçek sevgi olur mu? dostluk olur mu ? Saf olmayan bir düşüncede aşk olur mu ? muhabbet olur mu ? Bu değerleri gerçekten yaşayabilenler saf olanlar ve saf kalabilenlerdir.
Günümüzde saf olmanın bir nevi “enayilik” hatta “aptallık” gibi görülmesi, “uyanıklar” denilen kötü niyetli kesimler tarafından onaylanmakla birlikte, saf karakterleri avlamak gibi kirli düzenekler kurularak, günümüzde bir sistem haline getirilmiştir.
Günümüz tabiriyle uyanık veya uyanık olmaya çalışan niyeti bozuk kişiler, ihtiyaç saydığı değerler için “sahip olma”, “faydalanma” bir anlamda “güçlü olma ve gücü elinde tutma” uğruna büyük çabalar sarf ederler. Bu çabanın içinde saflığa yer yoktur. onlar için saflık, büyük bir “zaaf” dır. Bu uzun vadede insana öz değerlerini kaybettirecek büyük bir yanılgıdan başka bir şey değildir.
Saflara karşı oynanan oyunların sonu hiç gelmez, çünkü ne saflık biter ne de saflığı zayıflık sanmak. İşin kötü yanı ezilen saflar ezildikçe acı çeker, bu durumun bedeline ve azabına katlanamayanlar isyankâr olur ve intikam için saflıklarından kopup niyetlerini bozarlar. Akılları sıra onlar da uyanıklaşmaya çalışırlar. Bu sefer de onlar, geride kalan saflara acı çektirir. İşte her şey böylece bozulur ve karışır. Artık uyanıklık zekânın bir kanıtı gibi, saflık da zekânın kullanılmaması gibi algılanır.
Uyanıklık aslında zekânın sürekli uyanık olma halidir ve zekâ ne yazık ki sürekli uyanık olmaz. İşte bu noktada çok dikkatli olmak gerekir. Karşıdaki kişi bir “saf avcısı” ise burada duygulara bir süre yenik düşmeden onun anlayacağı dilde uyanıkça bir tavrın cesaretle konulması gerekir.
Safların gizli kapalı hesapları olmadığı için kalbinden ve aklından geçenleri paylaşırlar. Elinden avucundan geleni, hiçbir karşılık beklemeden paylaşırlar.
Utanmayı bilir çekinmeyi bilir utandırmayı bilmezler.
Herkesin saf olabileceğini düşünmenin ve av olmayı düşünmeden yaşamanın
zaman zaman maddi ve manevi bedelleri vardır ne yazık ki.
Ama bu bedel ödeyenlerin bir araya gelmesi; yani safların safında toplanılması dünyanın en büyük mutluluğudur. Bu hazzı avcılar hiçbir zaman alamazlar.
Saflardan daha iyi kimse dostluk kuramaz. En güzel onlar bakar insanın gözlerine. Kimse saflar kadar içten kahkaha atamaz. En büyük paylaşma ve yardımlaşma yine onlardan gelir. En büyük aşkların sahibidirler saflar bu dünyada.
Saflığın, iyi duyguların çıkış noktası olduğunu, duyguların da her an değişebilecek kadar kontrolü zor olduğunu düşünürsek, gün geçtikçe güçleşen “insanca” yaşayabilmenin erdemini daha iyi anlarız.
|