DENEMELER

 

NİMET TEVETOĞLU

İYİ ve KÖTÜNÜN SAVAŞI

Bir bebek doğar; tertemiz, masum, ilgiye, alakaya muhtaç. Biz büyükler bu bebeğe şekil veririz, yönlendiririz, eğitiriz, hayata hazır hale getirmeye çalışırız. Ayakta kalmayı, mücadele etmeyi, iyiyi kötüyü ayırt etmeyi öğretiriz. Kendi bildiğimiz iyiye ve kötüye göre. Biz önce ailemizin doğrultuları dahilinde iyiyi ve kötüyü öğrendik.
Biraz olgunlaşıp aklımızı ve mantığımızı kullanmaya başladıktan sonra kendimize göre doğru olan yolda yol almaya başladık.

Nedir iyilik? Her söylenene evet demek mi? Hiç ses çıkarmamak, kavga etmemek mi?
Herkese göre, her ülkeye göre değişir mi bu kavramlar? Ya da gerçek olan bu kavramların her zaman aynı olduğu değişken olmadığı mıdır?
Bizler, kendimizi iyi olarak tarif eden bizler, acaba gerçekten iyi miyiz?

Her insanın içinde iyilik ve kötülük vardır. Bu duygular insan içinde devamlı mücadele halindedir. Kötülüklere karşı insan aklıyla, mantığıyla, vicdanıyla karşı koyar

İyilik kötülük kavramı günümüzde en yüksek seviyesine ulaştı. Çünkü arkadaşlığın ailenin dostluğun içine çıkarlar yani para maddiyat girdi.

Eskiden fakir ama iyi insanlar vardı. Karşılık beklemeden yardım eden birbirlerini seven koruyan gözeten insanlar. Kötü parmakla sayılacak kadar azdı ve herkes tarafından bilinirdi. Bizler her zaman iyinin yanındaydık. İyiler kazanınca sevinir, ezilince, küçük düşünce, hastalanınca üzülürdük. Şimdi ise iyiler parmakla sayılıyor. yapılan her iyiliğin karşılığı beklendiği gibi çıkar ilişkisi olmayan görüşmeler de artık yapılmıyor. İyi insana enayi, saf olarak bakılmaya başlandı.

İyi ve kötü önceleri çok sert bir çizgiyle ayrıldığı halde, şimdi bu çizgi yavaş yavaş sertliğini kaybetti. Artık şartlara, yaşam biçimine göre değerlendirmeler başlandı. Hırsızlık yapan, başkasına zarar veren insanlar için bile iyi demeye, onun yaptıklarının haklı taraflarını bulup ortaya çıkarmaya, özünde çok iyi bir insan olduğunu söylemeye başladılar.

Biz hep iyilerin yanındayız ya,  belgesellerde gördüğümüz aslan ceylan kovalamacasını pür dikkat izleriz. Masum ve zayıf olan ceylanın yanındayız ama, aslanın ceylanı yakalayıp parçalamasını da her zaman büyük bir dikkatle biraz da gülerek ve zevk alarak izleriz.

İnsan kendine yetiştirmeli, kendine iyilik etmeyle işe başlamalı ki; etrafına da iyilik etsin. Bizler önce yolumuzu seçmeliyiz, hangi tarafta olduğumuzu belirtmeliyiz.
Neyi sevip neyi sevmediğimizi, nelerin karşısında dimdik durmamız gerektiğini bilmeliyiz. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu belirlemeliyiz. Yani önce kendimizi tanımalıyız.

Bana göre iyilik komşuya verilen bir tas sıcak çorbadır, çocuklara çözemediği sorularda yapılan yardımdır. Hasta komşunun başında beklemektir, pazara giden insanların çocuklarına evde bakıp ilgilenmektir geldiklerinde karşılaştıkları sıcacık çaydır. Gözü kapalı evinin anahtarını, aileni emanet etmektir iyilik. Yalan söylememek samimi olmaktır iyilik. Belki de ufak bir çocuğu alıp sinemaya gitmektir iyilik.

Yardıma ihtiyacı olan insanlar için mücadele ederek çalışarak yorularak emek harcayarak yapılan yardımdır iyilik. En düşkün, en karamsar olduğun anda birden beliriveren, gözüne bakan bir çift gözdür, eline uzanan bir yardım elidir iyilik. Seni senin yerine koyarak dinlemek, dertleşmektir iyilik. Okuduğumuz kitapları paylaşmak, öğrendiğimiz bilgileri tartışmak konuşmak en büyük iyiliktir bence.

İyilik ve kötülüğün kavgası, mücadelesi devamlı sürecek. Bazen iyiler ama çoğunlukla kötüler kendilerine göre galip gelecekler.

Bana göre iyi insanlar her zaman kazanacak manevi yönden. Bir şekilde iyi insanların yolları kesişecek, bir araya gelecekler ve karşılıksız mutlu yaşam sürecekler.






anasayfa

"Son SayI"

 

 

LİNKLER