DENEMELER

 

YALNIZLIK GİRDABI
nİMET TEVETOĞLU

Bedenimi ve ruhumu saran, her gün biraz daha içine sürüklendiğimi hissettiğim yalnızlık girdabından ne zaman  kurtulacağım?. Neden bu koca şehirde yapayalnızım? Neden içimdeki bu yalnızlık acısını söküp atamıyorum.? Oysa ne çok severdim bir zamanlar yalnız olmayı, kendimle baş başa kalmayı. Huzur dolu geçerdi yalnızlık saatlerim.

Yalnız kalmanın acısını ilk kez başka bir şehirde okumaya gittiğim zaman tattım.
Tek başıma gözlerimde akıtmaya cesaret edemediğim yaşlarla ve boğazımda her an biraz daha büyüyen yumruyla öylece kalakalmıştım. Geri dönmek için içimde büyük bir istek vardı. Aynı dili konuşmamıza, hepimizin genç olmasına rağmen birbirimize tedirginlikle bakıyorduk.
Akşam olup da odalarımıza çekildiğimiz zaman acımız biraz daha büyüdü. Gece bir türlü bitmek bilmedi, saniyeler bile çok ağır ilerliyordu. Oysa içten içe biliyorduk ki bu yalnızlık sıkıntısı çok kısa sürecekti.
Koca şehirde tek başımdaydım. Şehir yabancı, insanlar yabancı, banka, bakkal, Market, gözümle görebildiğim her şey, şehrin havası bile yabancıydı. Hiç unutmam o sokaklarda büyük bir hüzünle yürüyüşümü, kendi kendimle konuştuğumu. İstediğim bu değil miydi?

Yalnız yaşamak  yalnız okumak, eğlenmek, gezmek sadece kendi yaşıtlarımla birlikte olmak. Artık tam anlamıyla özgürdüm. Ama bir o kadar da mutsuzdum. Ülkenin dört bir köşesinden gelen insanları inceliyordum devamlı, acaba hangisi ile çok iyi arkadaş olacaktım. Daha doğrusu hiç arkadaşım olabilecek miydi.? Ya olmazsa? Ya iki sene boyunca tek başıma kalırsam, hiç dostum olmazsa? Nasıl geçerdi günler
Tabii ki yalnız günler geçmezdi. Eğer bir hafta içinde arkadaş bulamazsam bir bahane bulup evime geri dönecektim. Bir daha gelmemek üzere. Planım buydu. Belki en basitiydi kaçış, kendime de yakıştıramıyordum ve bunun bilincindeydim. Ama insan yalnız olunca fazla mantıklı da düşünemiyor.  

Okulun ilk üç günü bana 3 sene gibi gelmişti. 3. günde yalnızlık balonum patladı
Ve ben etrafımın ne kadar renkli, cıvıl cıvıl olduğunun farkına varabildim.
Tabi ki halen daha görüştüğüm dostlarımla tanıştıktan sonra. İki sene öyle çabuk geçti ki; ne olup bittiğini anlayamadan ayrılık saati gelip çattı.

En hafif, en zararsız yalnızlığı çektiğimi o an bilemedim O günlerin üzerinden çok uzun yıllar geçti, biraz daha büyüdük, hayata bakış açımız duygularımız, düşüncelerimiz de değişti. Ama yine kurtulamadık yalnız kalmaktan, kendimizi yalnız hissetmekten. Anladım ki, ne kadar kalabalık içinde olsak da, ne kadar fazla arkadaşımız da olsa hepimiz aslında yalnızız. Ben yalnız hayatıma artık alıştım. Bazen huzur bile duyuyorum. Yalnız kalmak Benim kalkanım oldu. Bir bakıma yalnız kalarak kendimi, insanlardan gelebilecek tehlikelere karşı koruyorum.

 

 

 


 


anasayfa

"Son SayI"

- İLETİŞİM -

 

LİNKLER