Yalanın insanlık tarihi kadar eski olup olmadığını bilmiyorum.
Bildiğim tek şey günümüzde yaşamın yalanlar üzerine kurulduğu, yalanın herkese hakim olduğudur. Tıpkı bir virüs gibi yok edilemeyen ve çoğalan.
Nasıl olurdu acaba yalan söylemeyi bilmediğimiz bir dünya?
Nasıl olurdu arkadaşlıklar, evlilikler ve iş hayatı? Bence çok ama çok da güzel olurdu hayat.
Çok uzun sürerdi arkadaşlıklar, evlilikler başladığı gibi bitmezdi kısa sürede, iş hayatımız böyle çekilmez olmazdı.
Önce küçük, beyaz, masum yalanlarla başlıyoruz hayata, yakalanmadıkça daha çok hırslanıp daha büyüğünü söylemeye çalışıyoruz. Bir zincirin halkaları gibi ard arda ekleniyor ve içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Çok acı ama zamanla söylediğimiz yalanlara kendimiz bile inanır duruma düşüyoruz.
Ben yalan söylüyor muyum? Söylemiyorum desem yalan olur herhalde. Evet söylüyorum ben bir yalancıyım. Ne kadar ufakta olsa, beyaz da olsa, insanlara mümkün olduğunca zarar vermemeye de çalışsam ben bir yalancıyım
Çok denedim, çok çalıştım ama bu iş yaşamında, bu hayat şartlarında, bu sistemde yalan söylememeyi başaramadım.
Yapabildiğim, elimden gelen tek şey çok sevdiğim insanlara karşı dürüst olmak ve
yalanı mümkün olduğu kadar en düşük seviyede tutmaktır.
NİMET TEVETOĞLU